Hepatit B etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hepatit B etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016

Hepatit Her Zaman Belirti Vermez




“Türkiye'de Hepatit B virüsünü taşıyanların oranı yüzde 4. Semptom görülmemesi nedeniyle, hastalığı teşhis edilmemiş milyonlarca HBV'li insan var.”

Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Birol Özer, Türkiye'de kanında Hepatit B virüsünü taşıyanların oranının yüzde 4 civarında bulunduğunu, aşılamanın, HBV'ye karşı başlıca korunma yöntemi olduğunu belirtti.





Prof. Dr. Birol Özer, 28 Temmuz Dünya Hepatit Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gıdaların metabolizma, depolanma, detoksifikasyon ve protein üretimi başta olmak üzere 500'den fazla vücut fonksiyonundan sorumlu, kompleks bir organ olan karaciğerin, vücuttaki pek çok diğer organdan farklı olarak kendisini yenileyebildiğini, sağlıklı bir karaciğerin yüzde 75'i çıkartıldığında, geri kalanının birkaç ay içerisinde karaciğeri kendi orijinal boyutuna getirebildiğini anlattı. Hepatitin karaciğerin iltihabı olduğuna değinen Prof. Dr. Özer, karaciğer hasarının derecesini belirleyebilmek için karaciğer biyopsisi yapıldığını, biyopsi işleminin yararı düşünüldüğünde risklerinin çok az olduğunu belirtti.

HBV enfeksiyonu taşıyan insanların sayısı 350 milyon 

Prof. Dr. Özer, dünya üzerinde kronik HBV enfeksiyonu taşıyan insanların sayısı 350 milyon iken, 2 milyar kişinin hayatının bir döneminde virüse maruz kaldığını kaydederek, şu bilgileri verdi:
"Ülkemizde kanında hepatit B virüsünü taşıyanların oranı yaklaşık yüzde 4 civarındadır. HBV ayrıca son derece bulaşıcıdır, HIV virüsünden 100 kat daha fazla bulaşıcıdır. HBV insandan insana enfekte kan ya da vücut sıvılarına temasla bulaşır. En yaygın bulaşma şekli coğrafi bölgelere göre farklılık gösterir. Batı Avrupa'da enfeksiyonların büyük bölümü enfekte kişiyle cinsel temas ya da iğne ve enjektör paylaşımı yoluyla bulaşır. Ancak, Asya ve Ortadoğu'da HBV en yaygın olarak anneden çocuğa ya da çocuktan çocuğa geçer. Diğer yaygın bulaşma yolları ise enfekte bireylerle diş fırçası, tıraş bıçağı gibi kişisel eşyaların ortaklaşa kullanılması ve dövme ve piercing için sterilize edilmemiş alet kullanımıdır. Enfekte anneler virüsü doğum sırasında bebeklerine geçirebilir, ayrıca kazara batan iğneler yoluyla enfekte kana maruz kalabilecek sağlık personeli de risk altındadır."


Prof. Dr. Özer, Hepatit B virüsü açısından inaktif taşıyıcı olarak adlandırılan bireylerde virüsün çoğalma hızının oldukça düşük ve karaciğer testlerinin normal oluğunu ifade ederek, bu gruptaki hastaların tedavisiz izlendiğini kaydetti.

Enfekte kişilerin yüzde 15-25'inde virüsün çoğalma hızının yüksek olduğunu ve HBV kaynaklı karaciğer hastalığının geliştiğini anlatan Prof. Dr. Özer, virüs yüküne bağlı olmakla birlikte genç yaşta enfekte olanlarda 15-20 yılda, ileri yaşta enfekte olanlarda 7-8 yıl içinde, normal karaciğer dokusunun yerini ölü skar dokusunun alması demek olan sirozun ortaya çıktığına işaret etti.

''HBV'nin tüm dünyada kronik karaciğer hastalıklarının ve karaciğere bağlı ölümlerin baş sebebi''
"Kronik HBV'yi vücuttan tamamen yok edecek bir tedavi seçeneği günümüzde yoktur, ancak daha ağır ve hayati tehdit oluşturan komplikasyonların gelişmesini önlemeye yardım eden iki tip tedavi bulunmaktadır. İnterferon tedavisi antiviral ve bağışıklık sisteminin enfeksiyona yanıtını güçlendirmek yoluyla etki gösterir ve iğne şeklinde uygulanır. Direk etkili antiviral tedavi ise virüsün kendini kopyalarken kullandığı sürece doğrudan müdahale ederek, böylece kandaki virüs miktarını azaltmak suretiyle etkili olur ve tablet şeklinde kullanılır. Tedavi, kandaki virüs miktarının azaltılmasını, bu miktarın zaman içerisinde mümkün olan en düşük seviyede tutulmasını hedefler. Tedavinin sonlandırılması ise HBsAg'ye karşı antikorun (Anti-HBs) oluşması ile gerçekleşir."


Aşılamanın HBV'ye karşı başlıca korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özer, "Aşı sadece daha önce virüse maruz kalmamış bireylerde etkindir. Aşının birer ay ara ile 3 doz uygulanması genellikle yeterli olmaktadır. HBV riski taşıyan kişilerin, teşhis için basit kan testleri hakkında hekimlerine danışmaları gereklidir. Yaratabileceği ciddi sağlık sorunları açısından olduğu gibi, enfekte kişi belirti göstermediği halde hastalığı başkalarına bulaştırabileceği için de HBV enfeksiyonunun tespiti kritik önemdedir. Semptom görülmemesi nedeniyle, hastalığı teşhis edilmemiş milyonlarca HBV'li insan vardır. HBV'nin yayılmasını önlemek için risk faktörlerini anlamak ve virüse maruz kalmaya yol açabilecek durumlardan kaçınmak gerekir" dedi.



Kaynak:http://populersaglikdergisi.com/hepatit-her-zaman-belirti-vermez-prof-dr-birol_ozer.htm

06 Haziran 2011

''HPV, HIV'DEN 100 KAT DAHA BULAŞICI. Türkiye'de yaklaşık üç milyon kişi Hepatit B (HPV) virüsü ile enfekte (taşıyıcı) olduğu bilinmektedir”

Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurdan Tözün, Hepatit B'nin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek; “Türkiye'de yaklaşık üç milyon kişi Hepatit B (HPV) virüsü ile enfekte (taşıyıcı) olduğu bilinmektedir” dedi.

Hastalığın tedavi edilmediğinde siroza ve karaciğer kanserine neden olabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Tözün; ''HPV, İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü(HIV)’nden 100 kat daha bulaşıcıdır'' diye konuştu.
Hastalığın belirtisiz de seyredebildiğine dikkati çekerek, bunun hastalığın uzun süre fark edilmemesine yol açabildiğini söyleyen Prof. Tözün; “Ciddi sağlık sorunlarına, iş gücü kayıplarına ve ekonomik yüke neden olan bu hastalıkla mücadelede erken tanı ve tedavinin yanı sıra korunmaya yönelik tedbirlerin yaygınlaştırılması şart. Korunma için aşılama oranlarının yükseltilmesi, erken tanı için tarama çalışmalarının artırılması, hastalara gereken tedavinin ulaştırılması ve tedavi kalitesinin artırılması, bildirimlerin, kayıt sistemlerinin iyileştirilmesi ve Hepatit b hakkında hem sağlık çalışanlarının hem de halkın bilgi düzeyinin artırılması gerekmektedir” dedi.

Hepatit B’nin daha çok bizim ülkemizde 40-69 yaşları arasında gözlendiğini, 18 yaş grubunda yüzde 2,8 iken daha ileri yaşlarda bu oranın arttığını söyleyen Prof. Dr. Tözün “Türkiye'de yapılan çalışmalarda, görülme sıklığı açısından da bölgesel farklılıklar dikkat çekiyor. Batı bölgelerinde yüzde 2,5 civarındayken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde 7'ye kadar çıkabiliyor. Hepatit B oranının batıdan doğuya doğru gidildikçe arttığı, Eskişehir, Antalya, Adana, Elazığ, Sivas ve Erzurum'da yüksek oranlarda bulunduğu, Diyarbakır'da HBsAg pozitiflik oranının yüzde 10'lara ulaştığı bildirilmektedir. Etkili aşılama çalışmalarına rağmen gelecek on yıllarda Hepatit B'nin önemini koruyacağı düşünülmektedir.'' dedi.

Prof. Dr. Tözün, Türkiye'nin aşılama konusunda Balkanlardan önde olduğunu aktararak, ''Her yeni doğanın aşılanması programda yer alıyor. Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü 2010 yılında bunun yüzde 90'a ulaşmasıydı. Yeni doğanda aşı yapılmamış olanlar için ilkokulda aşılama programa var'' diye belirtti.

SEDEF HASTALIĞINDA EŞ ZAMANLI UYGULANAN PSİKOLOJİK TEDAVİLER SONUÇLARI POZİTİF ETKİLİYOR

Dermatolojik hastalıkların çoğu, başkaları tarafından görülebilir olmaları nedeniyle hastanın yaşam kalitesini hem kişisel, hem de topl...